Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 26 Şubatta yaptığı basın toplantısında; “Azerbaycan’da Türk ordusunun küçük modelini oluşturacağız. Türk ordusu modeli bizim için en makbul modeldir.” İfadesini kullandı. Bu cümlelerin ifade ettiği anlam, birçoğumuzun, Karabağ savaşında gördüğü üzere, Türkiye’de üretilmiş kullanıma hazır platform temin etmek olarak algılanmış olabilir.  Hatta bunların başında ‘’Bayraktar TB 2 SİHA’’, ‘’T 122 Sakarya, T 300 Kasırga gibi Çok Namlulu Roketatar Sistemleri,  Azerbaycan ordusunun envanterinde bulunmaktadır.

Bunun yanı sıra Türk savunma sanayi şirketleri tarafından Azerbaycan’ın pek çok hava ve kara Platformlarına modernizasyon programları da uygulanmaktadır. Fakat Türk Ordusu’nun küçük bir modelini oluşturmak sadece hazır platformları temin etmek ile sınırlı kalacak basit bir iş değildir. Zira Türk silahlı kuvvetleri günümüzde ve geçmişte pek çok harekât ve operasyon icra etmiş, tecrübeli ve nitelikli yetişmiş personele sahiptir. Aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri eldeki imkân ve kabiliyetleri göz önüne alarak savaş literatürüne de geçen bazı taktik ve doktrinler ortaya koymuştur. Bunlardan en çok öne çıkanlardan birisi Bahar Kalkanı Harekâtı’nda İHA ve SİHA’ları kullanarak Düşman Hava Savunmasının Bastırılması  (SEAD-Supression of Air Enemy Defenses) ve Düşman Hava Savunmasın yok edilmesi  (DEAD-Destruction of Air Enemy Defenses) görevleri olmuştur. Daha sonrasında ise bu tecrübeler Libya ve Karabağ savaşlarında da kullanılmış ve düşük maliyetle yüksek kazanç elde edilmesi sağlanmıştır. Yine örnek verecek olursak tamamen insansız olan ve üstünde taşıdığı birkaç bin dolarlık ‘’MAM-L’’ mühimmatı ile onlarca milyon dolarlık ‘’PANTSİR’’ hava savunma sistemlerini imha eden bir Türkiye varken, yine aynı görevi icra etmek için ABD’nin ‘’EA-18G Growler’’ tipi elektronik harp podları ile donatılmış ve 2 pilot tarafından kontrol edilen bir savaş uçağını yâda milyonlarca dolar değere sahip seyir ve ya anti-radyasyon füzelerini kullanması gerekmekte.

İşte bu nokta da Türkiye’nin teknoloji ve taktik uyumunun sağladığı maliyet faydası hem bu ürünlerin pazarlanmasında hem de maliyetlerin azalması noktasında büyük avantajlar sağlamaktadır. Yine Türk Silahlı Kuvvetlerini anlatmaya devam edecek olursak; Yüzlerce yıllık zengin bir tarihe ve kültürel mirasa sahip olmasının yanı sıra, oturmuş bir düzeni ve sürekliliği olan yapısı sayesinde lojistik anlamda ve altyapı olarak bir bütünlük içermektedir. Açacak olursak; Türkiye’nin Karadeniz’de veya Hint okyanusunda görev yapan her firkateyninde veya herhangi bir savaş gemisinde kullanılan sistemler ve standartlar aynıdır. Kullanılan tüm sistem ve silahlar Kuvvetlerin istekleri ve hesaplamaları doğrultusunda temin edilen veya yerli ve milli olarak üretilip modernizasyonlar ile entegre edilen sistem ve silahlardır. Türk Silahlı Kuvvetleri NATO’nun en büyük silahlı kuvvetlerinden biri olmasının yanı sıra özellikle güney sınırında bulunan Suriye’nin parçalanmış yapısı ve PKK  PYD varlığı sebebiyle hem devlet hem de devlet dışı aktörlere karşı mücadele de özgün ve kendine has tecrübeler kazanmıştır. Bu bağlamda Türk savunma sanayi firmaları tarafından özellikle terörle mücadele de kullanılan pek çok silah, sensör, elektronik haberleşme ve tespit sistemleri ve güdümlü mühimmatlar geliştirilmiştir. Günümüzde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bünyesinde bulunan Kara, Hava ve Deniz kuvvetleri, Milli Savunma Bakanlığına bağlıdır. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik komutanlığı ise İçişleri Bakanlığına bağlı olarak görev yapmaktadır. Türk Kara Kuvvetlerinin Teşkilat şemasına baktığımızda;

1.Ordu Komutanlığı

2. Ordu Komutanlığı

3.Ordu Komutanlığı

Ege Ordu Komutanlığı

Eğitim ve Doktrin Komutanlığı

Kara Havacılık Komutanlığı

Kara Lojistik Komutanlığından oluşmaktadır.

Hava Kuvvetleri ise;

Muharip Hava Kuvveti Komutanlığı

Hava Eğitim Komutanlığı

Hava Lojistik Komutanlığından oluşmaktadır.

Deniz Kuvvetleri ise;

Donanma Komutanlığı

Kuzey Deniz Saha Komutanlığı

Güney Deniz Saha Komutanlığı  

Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığından oluşmaktadır.

Silahlı Kuvvetlerin genel teşkilat yapılanmasına göz attığımıza göre bu kuvvetin kullanım alanına yönelik bir değerlendirme yapalım.          Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Türkiye’nin coğrafi ve jeopolitik çıkarlarını en üst seviyede muhafaza etmek için hem yakın coğrafya da hem de anavatandan binlerce kilometre uzaklarda görev icra etme kapasitesine sahiptir. Kara Kuvvetleri bu görevleri daha çok Libya, Irak, Suriye Azerbaycan, Somali, Katar’da bulunan üslerle gerçekleştirmektedir. Bu üslerde daha çok eğitim faaliyetleri icra edilmekte olup aynı zamanda siyasi anlamda birlik ve destek mesajı verilmektedir. Hava Kuvvetleri ise, Türkiye’nin yakın coğrafyasında gerçekleştirilen görevleri Türkiye’de bulunan muhtelif hava üslerinden kalkarak gerçekleştirmektedir. Libya gibi uzak coğrafyalarda ise ‘’Barış Kartalı’’ olarak adlandırılan AWACS uçakları ve Tanker uçakları sayesinde bu görevleri gerçekleştirebilmektedir. Deniz Kuvvetleri ise uzak mesafede bulunan veya Mavi Vatan için tehdit olabilecek düşman unsurlara karşı daha heybetli olan firkateynlerin öncülük ettiği görev grupları ile sahada yer almaktadır. Adalar Denizi ve daha çok sahile yakın kısımlarda ise bu tip görevler için daha uygun olan Hücumbotlar ve Korvetler tercih edilmektedir. Geçtiğimiz yılda 182 gün kesintisiz şekilde denizde seferde olan TCG Giresun firkateyni Mavi Vatan’ın güvenliği ve Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda çok önemli bir rekora imza atmıştır. Tabi ki bu kadar süre denizde görev yapabilmesinin sebebi Türk Deniz Kuvvetlerinin sahip olduğu denizde ikmal ve destek gemilerinin kabiliyetleridir.

Türkiye’nin Gelecek Projeksiyonu ve Kritik Projeler

Bu bölümde Türkiye’nin sahip olduğu ve olacağı imkân ve kabiliyetleri 10 ila 15 sene sonrasını, devam eden savunma sanayi projelerinden hareketle değerlendireceğiz. Bu bölüme öncelikle beni en çok heyecanlandıran proje olan Milli Muharip Uçak projesi ile başlamak istiyorum. Milli Muharip uçak projesi 2010 yılında başlamış 2013 yılında TUSAŞ ile sözleşmesi imzalanmış, 2017 yılında ise İngiliz BAE Systems ile tasarım ve mühendislik destek anlaşması imzalanmıştır. Günümüzde Proje halen devam etmekte olup ön tasarım aşaması tamamlanmak üzeredir. Uçağın 2023 yılında hangardan çıkarılması 2026 yılında ise ilk uçuşunu yapması beklenilmektedir. MMU tam olarak bir 5. Nesil savaş uçağı olarak tasarlanmıştır. Radarda düşük görünürlük, Gövde içi silah taşıma, Supercruise, Üstün sensör füzyonu, AESA radar, Diğer unsurlarla müşterek çalışabilirlik, yüksek durumsal farkındalık gibi özelikleri ile çok üstün bir savaş uçağı olacaktır. Aynı zamanda Milli Muharip Uçakla birlikte Türk Hava Kuvvetleri’nin ABD’ye olan bağımlılığı büyük oranda azalacak ve F-16’ların envanterden çıkmasıyla birlikte çok çok düşük bir noktaya gelecektir.

 Bir diğer önemli gördüğüm proje ise Aselsan tarafından geliştirilen Hava Savunma Erken İkaz ve Komuta Kontrol Sistemi (HERRİKS) ’dir. Bu proje ile sahadaki tüm radarlar ve hava savunma sistemleri ortak bir ağ ile bir araya getirilerek anlık olarak hava resmi oluşturma ve tüm sistemleri aynı merkezden kontrol etmek amaçlanmaktır. İlerleyen dönemlerde TF-2000 Hava Savunma Harbi Destroyeri ve ÇAFRAD radarı envantere girdiğinde ise HERRİKS ile birlikte çalışması muhtemel olacaktır. Zaten savaş gemilerinde kullanılan ‘’Genesis Advent’’ savaş yönetim sistemi de buna uygun olarak tasarlanmıştır. Böylelikle Türkiye’nin Hava Savunması karadan yüzlerce kilometre öteden başlamış olacaktır. Hatta MMU,  AKINCI gibi AESA radara sahip sistemleri de bu sisteme dâhil ederek bütün platformları tek bir merkeze bağlamak mümkün olabilecektir. Böylelikle havada uçan her unsurun gördüğü ve topladığı veriler birleştirilmiş olacaktır. Bu durum modern harp sahasının en önemli gereksinimleri olan ‘’C4-ISR’’ konseptinin hayata geçmesi anlamına gelmektedir.

 Bir diğer önemli gördüğüm proje ise; TF- 2000 Hava Savunma Destroyeridir. TF-2000 Türkiye’nin Mavi Su donanması olması konusunda en önemli adımlardan biri olacaktır. Birim fiyatı yaklaşık 1 ila 1,5 milyar dolar olması beklenen bir projeden bahsediyoruz.  Ve en önemli konu ise bu tip destroyerler denizciliğin zirvesini temsil etmesidir. İçinde bulundurduğu ileri teknoloji radar, sonar, elektronik harp sistemleri, hava savunma ve gemi savar füzelerin satışı, Türkiye’nin günümüzde olduğu jeopolitik ve jeo-stratejik konumu göz önüne alındığında pek mümkün gözükmemektedir. Bu sebeple Türkiye tüm bu sistemleri kendisi yerli ve milli olarak üretmek zorundadır. Bunu da büyük ölçüde başarmıştır. 2027 yılından itibaren envantere girmesi beklenen TF-2000 Türk Donanmasının uzak coğrafyalarda rahatlıkla görev yapmasına imkân tanıyacaktır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilerleyen dönemde üretebileceği uçak gemisi için görev grubu oluşturması noktasında Hava savunma konusunda her türlü görevin altından kalkabilecek kapasiteye sahiptir. Çok önemli gördüğüm son proje ise Balistik Füze çalışmalarıdır. Balistik Füzeler üretildikleri ilk dönemden itibaren her zaman dengeleri değiştirebilecek kapasiteye sahip olmuşlardır. Bunun en önemli sebepleri ise çok hızlı olmaları ve uzay ortamında tespit edilmelerinin çok zor olmasıdır. Aynı zamanda durdurulmaları çok zor olan bu sistemler psikolojik üstünlüğü ele almak içinde kullanılabilir. Nükleer başlık takıldığında stratejik silahlar haline gelebilirler. Türkiye günümüzde 280 km menzile sahip BORA balistik füzesine sahiptir. Ancak özellikle uzay çalışmalarında kullanılmak üzere geliştirilen roketlerle birlikte önümüzdeki yıllarda daha uzun menzilli ve daha fazla yük taşıyabilen Balistik Füzelerin geliştirilmesi muhtemeldir. Ayrıca Türkiye’nin olası bir nükleer silah üretmesi durumunda bunu kullanmak için en mantıklı sistemlerin Balistik Füzeler olduğu da bilinen bir gerçektir. Bu sebeple Balistik Füzeler ayrı bir öneme sahiptir benim gözümde. Bu bölümle alakalı aslında yazacak çok fazla proje ve sistem var,  ancak yüzlerce projeyi burada anlatmak pek mümkün olmadığından en önemli gördüklerimi ve bunların bir bütünün parçaları olacak şekilde devam ettiğini ve Türkiye’nin geliştirdiği ürünlerin bir doktrin bir planlama çerçevesinde ortaya çıktığını ve devam ettiğini söyleyebiliriz. Zaten modern, güçlü ve büyük bir devlete de yakışan budur.

Azerbaycan ile İşbirliği Hangi Aşamalarla ve Ne Şekilde Olabilir?

Türkiye ile Azerbaycan arasında yapılabilecek işbirliğinin ilk aşamada personelin eğitimi ile başlayacağını tahmin ediyorum. Zira Silahlı Kuvvetleri ayakta tutan onun eğitimli ve nitelikli personelidir. Bunun için Azerbaycanlı Subay ve Astsubayların Türkiye’de eğitimi zaten uzun zamandır devam eden bir durum. Ancak ilerleyen dönemlerde Azerbaycan da Milli Savunma Üniversitesi benzeri bir yapının oluşturulabileceği ve böylelikle personel yetiştirme işinin bir standardizasyona bağlanacağı kanaatindeyim. 2. Aşamada Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu modern sistemlerin ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak Türkiye’den satın alınması veya Türk savunma sanayi şirketleri tarafından Azerbaycan’a yapılacak yatırımlarla Azerbaycan’da üretilmesi mümkün olabilir. Yukarıda bahsettiğimiz üzere Türk Silahlı Kuvvetleri belli standartları olan bir ordudur. Azerbaycan’da da bu tür bir yapının hayata geçirilmesi elbette kısa bir süreç olmayacaktır. Bu süre zarfında envanterin ortak bir altyapıya, lojistik sisteme ve müşterek harekât kabiliyetine kavuşmasını sağlayacak adımları görmemiz muhtemeldir. Bunlar zamana yayılarak yeni sistem ve platformların temini, eldeki sistemlerin modernizasyonu şeklinde olabilir. Son aşama olarak ise Azerbaycan’ın Türkiye’den hazır ürünleri satın alması ve ya ihtiyaçlar göz önüne alınarak birlikte yeni ürünler geliştirilmesini beklemek gerektiği kanaatindeyim. Zira aldığınız ürünü saha da kullanmaya uygun şartlarınız yoksa ve ya yeterli deneyiminiz yoksa boşuna para vermişsiniz demektir. Benim tahminime göre Azerbaycan’da Türk ordusunun küçük bir modelini kurmak zaman ve para alacak ciddi bir iştir. Ancak bu durum hem Azerbaycan hem de Türkiye için çok önemli askeri siyasi ve ekonomik bir adımdır.

Değerlendirmelerime burada son verirken hepinize sağlıklı günler dilerim…

İslam BABAZADE

KAYNAKÇA

http://www.kkk.tsk.tr/teskilat.aspx

https://www.dzkk.tsk.tr/Komutanlik/TeskilatSemasi

https://www.hvkk.tsk.tr/Custom/Hvkk/78

https://tr.euronews.com/2020/01/17/turkiye-nin-yabanci-topraklarda-askeri-varligi-ne-hangi-ulkelerde-us-bulunduruyor

https://www.trthaber.com/haber/gundem/tcg-giresun-firkateyni-182-gunluk-gorevi-basariyla-tamamladi-540276.html

https://www.tusas.com/urun/milli-muharip-ucak

https://www.aselsan.com.tr/tr/cozumlerimiz/komuta-kontrol-haberlesme-ve-bilgisayar-c4i-sistemleri/hava-savunma-komuta-kontrol-sistemleri/herikks-hava-savunma-erken-ikaz-ve-komuta-kontrol-sistemi

https://www.aa.com.tr/tr/azerbaycan-cephe-hatti/azerbaycan-cumhurbaskani-aliyev-azerbaycanda-turk-ordusunun-kucuk-modelini-olusturacagiz/2158236

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz