Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte Dünyaya hakim olan hegemon güç artık belli olmuştur. ABD kendi kültürünü, ekonomi anlayışını ve ideolojisini  kabul ettirmiş, propaganda savaşını kazanmıştır. Ancak kazanılan bu propaganda savaşının bedeli bazı ülkeler için çok ağır olacaktır. Ekonomik  gücün belirleyici unsurları arasında büyük bir yeri olan petrol ve doğalgaz enerjisinin, üretimine, dünya pazarındaki payına ve dağıtımına büyük önem veren ABD, bu enerjinin yoğun olarak bulunduğu bölgeleri çeşitli sebeplerle işgal edecek ve enerji pazarında yerini alacaktır.

Tüm bu kar mücadelesinin elbette bazı sonuçları olacaktır. Bakınız; 11 Eylül saldırılarının ardından Orta Doğu bölgesi uzun soluklu bir kaos halinde kalacaktır. Saldırının başlangıcından kısa bir zaman sonra ABD, tehdit oluşturduğu gerekçesiyle Afganistan ve Irak’a müdahalede bulunacak ve çok kanlı bir dönemin başlangıcı böylelikle başlamış olacak. Bu süreç İran ve Irak arasında 8 yıl süren Körfez Savaşı ile devam edecek ve ABD başlattığı bu kar savaşında, savaşan devletlere sattığı silahlarla ve batırdığı rejimlerle daha da güçlenecektir.

18 Aralık 2010 tarihinde Muhammed Buazizi’nin Tunus’ta  kendisini yakmasıyla birlikte bölge daha karışık hale gelecek, halkın başlattığı eylemler Mısır, Libya, Bahreyn, Ürdün, Yemen ve Suriye’ye sıçrayarak, hiç bitmeyecek bir kargaşanın başlamasına sebep olacaktır. Libya ve Mısır’da rejim değişikliği ile sonuçlanan bu ayaklanmalar Suriye’de büyük bir mülteci akımına, binlerce insan kaybının yaşanmasına yol açmıştır. Dünya artık bölgesel bir savaşı naklen televizyon kanallarından izlerken, çocuk ölümlerine, kimyasal silahların insanlar ve canlılar üzerinde kullanılmasına alışır hale gelmiştir. Dünya göç meselesini konuşurken en fazla mülteciye Türkiye kapılarını açacaktır. 2011 yılından itibaren  yerel medyamız yalnız göç meselesini konu alırken ve Dünya medyası bizi mülteci sorunu ile oyalarken, son 1 yılda karşımıza çok farklı bir opsiyon çıkacak, bu opsiyonun ise Doğu Akdeniz bölgesi ve orada bulunan enerji kaynakları olarak tarihe geçecektir.

World-Oil-Transit-Chokeponits.png

Kapalı kapılar ardında anlaşan devletler Türkiye’nin Kıbrıs’ta terör sorunu, göç sorunu gibi sebeplerden dolayı aktif olamayacağını düşünürken Türkiye’nin Fatih ve Yavuz isimli sondaj gemileriyle arama yapmaya başlaması ve Akdeniz’deki varlığını geri çekmemesi üzerine Yunan medyası özellikle Türkiye’nin seçim döneminden faydalanarak yerel medyamızın farklı bir tarafa odaklanmasını sağlayacak (TR’nin medyasında uzun süre boyunca Ekrem İmamoğlu’nun Pontus/Kripto Hıristiyan olarak tanıtılması ve tartışılması).  Aktif olarak çalışan Rum, Ermeni ve Yahudi lobileri ise kimlik siyaseti yaparak (Ermeni Soykırımı iddialarının Kanada ve Fransa tarafından kabul edilmesi) gündemimizin Kıbrıs dışına çıkmasını, odak noktamızın değişmesini istiyordu.  

Petrol ve doğalgaz enerjisinin gerek üretimi gerek dünya pazarıma dağıtımı, bu enerjiyi elinde bulunduran devletler için oldukça önemlidir. Bu sebeple petrol ve doğalgaz enerjisinin taşınması ve dağıtılması durumunda sorun yaşamak istemezler. Geçiş güzergâhlarında alınan karın tamamını ise ellerinde bulundurmak isterler.

120920180029280368543_3.jpg

Yukarıdaki harita bize bu bağlamda petrol enerjisinin geçiş güzergâhındaki bölgelerin aslında ne kadar tehlike altında olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. (Gazze ve Suriye’de yaşanan olaylar)

Günümüzde aynı kaderi İdlib bölgesi yaşıyor. Konum olarak Rusya ve Türkiye’nin çıkarları olduğu gibi Suriye rejimi de varlığını İdlib’te korumak istiyor. Suriye rejiminin bölgedeki maksadı, kendi topraklarında egemen olarak kalabilmek ve  önemli sahil kenti olan Lazkiye ile Halep arasındaki karayolunu kontrol etmek. İdlib muhaliflerin veya herhangi bir rejimin etkisi altında kalırsa, Esad rejimi Halep, Şam ve Lazkiye arasındaki kara yolunu kontrol edemeyecek. Bu durum ise,  askeri ve ulaşım açısında dezavantaj olarak görülmektedir. Rusya ise, Lazkiye’de bulunan hava üssünü ve lojistik üssünü gelecek herhangi bir saldırıya karşı korumak için bölgede varlığını sürdürüyor. Türkiye ise, bölgede bulunan 12 gözlem noktasını, askeri varlığını ve çatışmasızlık bölgesi olarak ilan edilen İdlb’in şimdiki varlığını korumak ve olası göç dalgasının önüne geçmek istiyor. Mevcut statükoyu devam ettirmek isteyen Türkiye ile Rusya arasında ise zaman zaman anlaşmazlıklar doğuyor.

idlib-nerede-idlip-haritasijpglOtRkl1u.jpg

ABD’nin ve Rusya’nın Akdeniz’de yavaş yavaş savaş gemilerini yönlendirdiği, ABD’nin başka bölgelerde savaş gemilerini hareket ettirdiğine dair bilgiler yayılmış durumda. İngiltere ve Fransa’nın da savaş gemileri bölgede bulunmaktadır. Bu bağlamda ABD’nin ve diğer devletlerin Doğu Akdeniz’in kontrolünü ve oradaki enerji kaynaklarını Suriye’ye bırakmak istemediğini söyleyebiliriz. Aynı zamanda ABD, İdlib’teki sorundan faydalanarak Suriye’nin kuzeyinde uçuşa yasak bölge istiyor. Bu bölgeyi ise daha sonra güvenli bölgeye dönüştürmek istiyor. Söz konusu durum Türkiye ve Suriye için oldukça büyük tehdit oluşturmaktadır.  Oluşturulan uçuşa yasak bölgede PYD ve PKK’ya bir devletçik vermiş olan ABD’nin bölgedeki çıkarlarını böylelikle daha ucuz yoldan elde etmeyi hedeflemektedir.. Uçuşa yasak bölgenin onaylanması demek, Fırat’ın Doğusundan Haseke’ye kadar Suriye’nin %30’unu kapsayan ve Suriye enerji kaynaklarının %70’i barındıran bu bölgenin PYD ve PKK bölücü terör örgütüne teslim edilmesi demektir.

Böylelikle önceki müdahaleleri doğrultusunda Orta Doğu bölgesinde aktif olarak sahne alamayan ABD varlığını sürdürebilecektir. Bu bölge ise, Doğu Akdeniz’e stratejik olarak oldukça yakındır. Petrolün üretimi, pazara dağıtımı, çıkartılması ve en yüksek pazar payını almak isteyen devletlerin çıkar çatışmalarına sahne olan Doğu Akdeniz’i gelecekte nelerin beklediğini hep birlikte göreceğiz.

Özgür Dalçık

  Kaynaklar

En Uzun On Yıl: 11 Eylül Sonrası Ortadoğu, Burak Bilgehan Özpek

Arap Baharı ve Yansımaları, Tarık Oğuzlu

ABD’nin Ortadoğu Politikalarının Sürdürülebilirliği ve Ortadoğu’da Güç Mücadelesi, Zafer Akbaş

İnternet Kaynakları

http://ordaf.org/ortadogunun-petrol-transit-gecis-noktalari/

https://tasam.org/tr-TR/Icerik/40063/1_korfez_savasi

https://www.orsam.org.tr/tr/dogu-akdenizde-enerji-catismasi-ve-isbirligi/

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz