Halk sağlığı sorununun büyük bir kısmı çevresel kaynaklıdır. Genel olarak ele alırsak bütün canlıların sağlık sorunlarının temelinde çevresel koşullar ve insanın doğaya müdahaleleri yatar… Corona virüs hepimizin hayatını alt üst etti. Evde kalıp bol bol düşünme, arkadaşlarımızla yüz yüze olmasa da bolca sohbet etme fırsatı yakaladığımız şu dönemde hepimiz gerçek ihtiyaçlarımızın farkına varmaya başladık. Corona virüs hayatımıza girmeden önce hiç farkında olmadığımız, bu zamana kadar değiştirmek isteyip ertelediğimiz meselelerin önemini hep birlikte kavradık. Bu salgın hepimize aslında deterjana gerek olmadığını, su ve sabunun yeterli olduğunu hatırlattı. Kimyasallarla yüklü deterjanların temizlerken bir yandan da sağlığımızı ve çevreyi nasıl kirlettiğinin de farkına varmamızı sağladı. Astım ve koah gibi hastalıklara neden olan çamaşır suyu yerine sirke ve sabun kullanmak yeterli aslında.

Dünyada her yıl yaklaşık 7 milyon insan hava kirliliğinin neden olduğu sağlık sorunları nedeniyle ölüyor. Türkiye’de ise, her yıl 29 bin kişinin hava kirliliği nedeniyle öldüğü tahmin ediliyor. Tabii bunlar yalnızca kayıtlara geçenler… Corona virüs salgını nedeniyle ulaşımın ciddi ölçüde azalmasının hava kalitesine olumlu yansımaları oldu. Bu nedenle gerek ısınmada gerekse enerji kullanımında, gerekse ulaşımda yapacağımız tasarruflar ve topyekûn alacağımız önlemler hava kirliliğinin önlenmesi için önem taşıyor. Çevre sorunu ve halk sağlığı ilişkisi sadece bu gibi salgın hastalıkların ortaya çıkmasında değil,  aynı zamanda salgın dönemlerinin en az zararla atlatılmasında da kritik öneme sahip çünkü salgın sorunlarının çoğununun altında akciğer hastalıkları yatıyor ve buda hava kirliliğinden kaynaklanıyor. Hiç kuşkusuz, kontrolsüz bir şekilde çevreyi kirleten bir termik santralin yakınında yaşayan insanların bu virüs salgınına karşı vücutlarının göstereceği direnç ile daha temiz koşullarda yaşayan bir bireyin göstereceği direnç bir değil. Aynı yaklaşımı sigara içen ve içmeyen birey için de düşünebilirsiniz. 

Corona virüsün çevreye olumlu örneklerini Dünyada görmekteyiz. Geçtiğimiz haftalarda NASA’nın paylaştığı görüntüler, Çin genelinde azot dioksit seviyelerinde ciddi bir düşüş yaşandığını gösterdi. Yılın bu zamanında genel olarak emisyonlarda düşüş gözlemse de, bu ciddi düşünün sebebi olarak Corona virüs için alınan tedbirler olduğunu belirtildi.

Kaynak: NASA

        Ancak araştırmacılar bu haritanın kendileri için ‘geçici’ bir durum olduğunu ifade ediyor. Yani geçici olarak karbon emisyonunun azalması hiçbir şey ifade etmiyor ve küresel iklim krizi aynen devam ediyor.

       Virüsün Avrupa’da en şiddetli hissedildiği yer olan İtalya, yine Çin’e benzer çevre değişimleri yaşadı. Hava kirliliğinde yaşanan düşüşlerin yanı sıra, Venedik’te kanallar daha berrak akmaya ve değişmeye başladı. Gelecekte bir hatırlatıcı olarak hafızamıza kazınacak olan bu gelişmelerle birlikte çevremize daha duyarlı olmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Corona virüsü vakasının ortaya çıkmasının ardından bir dizi önlemlerin alındığı Türkiye’de de benzer bir gelişme yaşandı… Corona virüsü salgını dolayısıyla insanların dışarı çıkmamasının ve trafik yoğunluğunun azalması ile birlikte hava kalitesinin de iyileştiği İstanbul’da ve Ankara’da hava kirliliğinin ortalama %41 azaldığı açıklanırken hava kalitesi 1 hafta içinde orta seviyeden iyi seviyeye yükseldi. Tabi ki alınan bu önlemler kısa vadede bir fayda sağlamayacaktır… Bu salgın hızlandırılmış sorunlarla yüzleşmemizi sağlayarak, hepimize hayatımızı değiştirmemiz, kendi sağlığımızı, yaşam kalitemizi ve gezegenin sağlığını iyileştirmek için bizlere iyi bir fırsat sunuyor. Bu fırsatı değerlendirmezsek başka virüslerle birlikte iklim değişikliği ve çevre kirliliğinin yarattığı sorunlar kapımızda bekliyor. Bugün evlerimize kapanabiliyoruz ancak yarın, uzmanların yıllardır uyarıda bulunduğu iklim değişikliklerinin neden olacağı kuraklık, göç ve hastalık gibi sorunlar karşısında ne ellerimizi yıkamak ne de eve kapanmak çare olacak. Virüsün geleceğini bilmiyorduk ama su ve toprak kirliliğinin, ormansızlaşmanın, iklim değişikliklerinin neden olacağı yıkımı biliyoruz. Tarihte yaşanmış en büyük ve ölümcül salgınların çoğu Asya ve Afrika çıkışlı ancak bundan daha önemli olan ortak özellikleri arasında; günlük hayatta bilimsel bilgi eksikliğinden kaynaklı hijyenik olmayan bazı etkinliklerin çevrede oluşturduğu zararlar var.

Kirlenen su kaynakları, aşırı avlanma nedeniyle doğada oluşabilen dengesizlikler
bunlardan bazıları. Örneğin bir bölgede insanların tüketimi nedeniyle kurbağa nüfusu
azalıyorsa kurbağaların tükettiği uçan böcekler ve sinekler artış gösterebiliyor ve insanlar bu
sineklerin taşıdığı hastalıklara daha yüksek seviyede maruz kalabiliyor. Dengenin kaybolduğu
benzeri senaryolar sonucu sıtma, sarıhumma ve uyku hastalığı gibi salgınlar ortaya
çıkabiliyor. Günümüz medeniyetlerini, şehirlerini ve imkanlarını bir kenara bırakacak olursak,
doğadaki büyük resme bakıldığında insanoğlu da diğer türler gibi sınırları doğa tarafından
belirlenmiş ve hayat döngüsündeki yeri de milyonlarca yıl pek değişmemiş olan bir tür… Ne
var ki, son 10 bin yıl içerisinde insan kendine doğanın biçtiği bu sınırları tanımamayı ve bu
çerçevede hareket etmemeyi seçti.


Bu durum son yıllarda en çok sorulan sorulardan birini ortaya çıkardı: Doğa önümüze
bu seçimin birikmiş faturasını mı koyuyor?

KAYNAKÇA

https://earthobservatory.nasa.gov/blogs/earthmatters/2020/03/05/how-the-coronavirus-is-and-is-not-affecting-the-environment/

https://gq.com.tr/populer/koronavirus-ile-yasanan-cevre-donusumleri

https://www.independentturkish.com/node/151726/t%C3%BCrkiyeden-sesler/kovid-19-salgını-ve-çevre-ilişkisi

https://www.yasamicingida.com/dergi/koronavirus-ekolojik-donusum-icin-firsat-sunuyor/

https://www.sozcu.com.tr/2020/dunya/corona-virusu-insanin-dogaya-etkisini-gozler-onune-serdi-5699751/

https://www.cnnturk.com/dunya/bilim-insanlarindan-cok-onemli-uyari-bu-haritaya-bakip-aldanmayin?page=3

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz