Türk Bankacılık Sisteminin Tarihsel Gelişimi

Banka kelime olarak “Banko” kelimesinden türemiş olup bankaların tarihçesi M.Ö. 3500 yıllarına kadar dayanmaktadır. Ayrıca ilk çağlarda var olan trampa ekonomilerin de bile bankacılık benzeri uygulamaların var olduğu bilinmektedir. Tarihte ilk banka Mezopotamya Uruk’ta kurulmuştur.

Avrupa da Ortaçağ döneminde bankacılık pek gelişmemiştir. Bankacılığın gelişmemesinin ise temel sebebi arasında ruhban sınıfının faiz ve kredi işlemlerini yasaklaması yer almaktadır.

Daha sonra, yeni deniz yollarının bulunması ve uluslararası ticaretin gelişmesi Floransa, Venedik ve Cenevre gibi kentlerde bankacılığın gelişmesine neden olmuştur. Avrupa’da bugünkü bankacılık sisteminin temelleri 12. ve 14. yüzyıllar arasında atılmıştır. İlk uluslararası banka, 14. Yüzyılda Ortaçağ Avrupa’sının önemli finansçılarından olan Bardi ve Peruzzi tarafından Floransa’da kurulmuştur. Ardından Londra’dan İstanbul’a kadar, Avrupa’da 130 farklı temsilcilik açarak genişlemişlerdir. Günümüzde hala varlığını sürdürmekte olan en eski banka Monte Dei Paschi di Siena olarak bilinmektedir. Banka 1472’de İtalya’nın Siena şehrinde kurulmuş olup şu anda İtalya’nın 3. büyük bankası konumundadır. 1609 yılında Amsterdam Bankası’nın kurulmasıyla modern anlamda bankacılık anlayışı başlamış olup 1694 yılında İngiltere Merkez Bankası’nın kurulmasıyla başlayan merkez bankacılığı sonucu 1913 yılında Federal Rezerv Bank, Amerikan Merkez Bankasının kurulmasıyla günümüz modern bankacılığının temelleri atılmıştır.

Osmanlı Döneminde ticaret hayatının gelişmesi, aynı zamanda imparatorluğun geniş sınırları içerisinde toplumun banka ve bankacılık işlemlerine ihtiyaç duymasına rağmen, bankacılık sistemi 19.yy ortalarına kadar gelişmemiştir. Halkın büyük çoğunluğunun çiftçilik ya da askerlik mesleği ile uğraşması ve vergilerin ayni olarak alınması para ekonomisinin gelişmemesine neden olmuştur. Ayrıca pazarlarda da malların mal ile değiştirildiği “mübadele ekonomisi” ise uzun yıllar devam etmiştir.

Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesiyle birlikte getirdiği zorunlu giderlerin karşılanabilmesi amacıyla 1839 yılında “kaime-i nakdiye-i mütebere” adı altında ilk Osmanlı kağıt parası çıkarılmıştır. 1847 yılında J.Alleon ve Th. Baltazzi adlı bankerler devletin de desteğini alarak Osmanlı İmparatorluğu’nda kurulan ilk banka olan İstanbul Bankasını kurmuşlardır. Beş yıl sonra spekülasyon yapması ve ödeme gücünü düşürecek faaliyetlere girişmesi sonucunda İstanbul Bankası, 1852 yılında kapanmıştır.

İstanbul Bankası’nın kapanmasından sonra İngiliz sermayesiyle 1856 yılında “Osmanlı Bankası” kurulmuştur. Osmanlı Bankası’na İngiliz sermayesinden sonra, 1863 yılında Fransız sermayesi, 1875 yılında da Avusturya sermayesi ortak edilmiştir. Osmanlı Bankası dışında kurulan diğer tüm yabancı bankaların da temel faaliyeti, devletin iç ve dış borçlanma işlemleri ve ödeme faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi olmuştur. Bu sebeple Osmanlı dönemi bankacılığı “borçlanma bankacılığı” olarak da nitelendirilmektedir.

Osmanlı devletinin ilk ulusal bankası, 1863 yılında Mithat Paşa tarafından Tarım Kredi Kooperatifi olarak kurulan ve 1888’de bankaya dönüştürülen Ziraat Bankasıdır. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra, Osmanlı Devleti’nde milliyetçi akımların artmaya başlamasıyla birlikte ulusal banka kurma girişimleri artmıştır. 1908-1923 yılları arasında İstanbul’da 11 banka, Anadolu’da 13 banka olmak üzere toplamda 24 banka kurulmuştur.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında faaliyet gösteren yabancı bankaların birçoğu Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında kurulmuş bankalardır. Cumhuriyet döneminde öncelikle yabancı sermayenin elinde olan bankacılık sisteminde bağımlılığın giderilmesi amacıyla özel sektör bankacılığı teşvik edilmiştir. Bu nedenle ülkede liberal ekonomi politikalarının benimsenmesi özel sektör bankalarının kurulmasına yol açmıştır. Cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılında, Türkiye’de 22 ulusal, 13 yabancı olmak üzere toplamda 35 banka faaliyet göstermekteydi. Bu bankaların toplam 139 şubesi bulunmaktaydı.

1923 yılında İzmir İktisat Kongresi’nin toplanması, bankacılık alanında önemli gelişmelere neden olmuştur. Ulusal bankacılığın önemi ve gerekliliği gündeme gelmiş ve 26 Ağustos 1924 tarihinde Türkiye’nin ilk özel sektör bankası olan “Türkiye İş Bankası” kurulmuştur. Ardından 1925’te özel sektör tarafından yeni kurulacak şirketlere kredi sağlamak, onlarla ortaklık kurmak ve devlete ait sanayi kuruluşlarını geçici olarak yöneterek özel sektöre devretmek amacıyla ilk kalkınma bankası olan Türkiye Sınai ve Maadin Bankası kurulmuştur.

1926 yılında ise ülkenin inşasının hızlandırılması, inşaat sektörü için gerekli kredilerin sağlanması ve yetim haklarının korunması amacıyla Emlak ve Eytam Bankası kurulmuştur. Türkiye Sınai ve Maadin Bankası’nın adı 1932’de Türkiye Sınai ve Kredi Bankası olarak değiştirilmiş, 1933’te ise Sümerbank’a devredilmiştir. 1926’da kurulan Emlak ve Eytam Bankası’nın adı ise 1946’da Türkiye Emlak ve Kredi Bankası olarak değiştirilmiştir.

Cumhuriyet döneminde gerçekleşen en önemli gelişmelerden biri de 1930 yılında “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası” kurulmasıdır.

11 Haziran 1933 tarihinde, 15 milyon TL sermaye ile belediyelerin imar faaliyetlerini finanse etmek amacıyla “Belediyeler Bankası” kurulmuştur. Bu dönemde kurulan bazı önemli kamu bankaları ise 1933 yılında Halk Bankası, 1935 yılında Etibank ve 1938 yılında Denizbank’tır.

İkinci Dünya savaşının ardından yapısal değişikliğe bürünen Türk bankacılık sektörü daha çok özel sermayeli yapı çerçevesinde devinimini sürdürmüş ve bankacılık sektörü içerisinde büyük özel bankaların kurulması sağlanarak hızlı bir şubeleşme süreci yaşanmıştır. Bugün itibariyle sektörde faaliyet gösteren özel sektör bankalarının büyük bir çoğunluğu bu süreç içerisinde ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin ilk ulusal özel bankası olan Yapı Kredi Bankası 1944 yılında kurulmuştur. Bu yeni kuruluşlar bankacılığın hizmet işlevlerine yeni anlayış getirmişler, hizmet kalitesindeki iyileştirmeler ve koydukları ikramiye ve benzeri özendirmelerle halkın ayağını bankaya alıştırarak fonları sisteme kazandırma yollarını bulmuşlardır. Ayrıca sektöre yeni ve çok sayıda bankanın girmesinin nedenleri; bu dönemde dış kredilerin ve ihracat gelirlerinin artması, 1954 yılında Yabancı Sermayeyi Teşvik Yasası’nın yürürlüğe girmesi, ekonomide hızlı bir büyümenin sağlanması ve ülkede tasarrufların giderek artış göstermesidir. Bu sürece paralel olarak Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların tamamını ilgilendiren değişimler ve gelişmeler meydana gelmiştir. 1958 yılında 7129 sayılı Bankalar Kanunu’nun kabul edilmesi ve ilgili kanunun 79.’uncu maddesinin dayanak oluşturduğu Bankalar Birliği’nin kurularak sisteme adapte edilmesi bu gelişmelere örnek olarak gösterilebilecek yeniliklerdir.

1950’li yıllarda kurulmuş birçok küçük banka, 1960’lı yıllarda tasfiye edilmiştir. 1960-1980 Planlı Dönemde toplam 7 banka kurulmuştur. 5 tanesi kalkınma bankası, 2 tanesi de ticaret bankalarıdır.

Kalkınma BankasıTicaret Bankası
(1962)T.C. Turizm Bankası(1964)Amerikan-Türk Dış Ticaret Bankası
(1963)Sınai Yatırım ve Kredi Bankası(1977)Arap-Türk Bankası
(1964)Devlet Yatırım Bankası  
(1968)Türkiye Maden Bankası  
(1976)Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası  

Kaynak: TBB 2019, 19

Bu dönemde Bankacılık sektörü kamu politikalarının şekillendirdiği ölçüde gelişimini sürdürürken, ithal ikameci politikalar nedeniyle finansman modelleri de bu doğrultuda revize edilmiştir. Bu eğilimin bir sonucu olarak bölgesel bankaların çoğu kapanmış, çok sayıda küçük banka yerine, az sayıda çok şubeli büyük banka kurulması yönünde bir eğilim ortaya çıkmıştır.

1960-1980 Planlı Dönemde Faaliyet Gösteren Banka Sayıları

 Kamu Sermayeli Mevduat Bankaları  Özel Sermayeli Mevduat Bankaları  Yabancı Sermayeli Mevduat Bankaları  Mahalli Bankalar  Kalkınma ve Yatırım Bankaları  Toplam
19601420512051
1965122356248
1970122255246
1975122350242
1980122440343

Kaynak: TBB 2019, 120

24 Ocak 1980 Kararları Türk Bankacılığının gelişmesi açısından son derece büyük bir öneme sahiptir. 24 Ocak Kararları her alanda Türkiye’de köklü değişikliklere sebep olmuştur. Kapalı bir ekonomiden dışa açık bir ekonomiye geçilmiş, ihracata dayalı büyüme politikası benimsenmiştir. Bu dönemde faizlerin serbest bırakılarak piyasada belirlenmesine imkan verilmesi, yerli ve yabancı yeni bankaların kurulmasına olanak verilerek rekabetin artırılması, TDHP’nin (Tek Düzen Hesap Planı) uygulanmaya başlanarak tek ve ortak bir muhasebe sistemine geçilmesi, Sermaye Piyasası Kanunu’nun çıkartılması ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın, TCMB bünyesindeki İnterbank (Bankalar arası Para Piyasası) kurulması sağlanmıştır.

1980’li yıllarda az şubeli toptan bankacılık yapan banka sayısında artış olmuştur. Bunda özellikle yabancı bankaların ve yeni kurulan şube ağı olmayan bankaların rolü büyük olmuştur. Ayrıca para piyasasındaki gelişmeler de toptancı bankacılığın gelişmesine katkıda bulunmuştur. 1990’lı yıllarda ise kaynak ihtiyacı nedeniyle az şubeli bankaların çoğu yeni şubeler açmaya başlamıştır.

4389 Sayılı Bankalar Kanunu’nun, Haziran 1999 tarihinde yürürlüğe girmesi ile Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu kurulmuştur.

Serbestleşme Dönemi 1980-2000 Yılları Arasında Banka Sayıları

 Banka SayısıŞube Sayısı
 UlusalYabancıToplamUlusalYabancıToplam
19803944358491055954
198535155061481206268
199043236664471136560
199550186861361046240
200061187977201177837

Kaynak: TBB 2019, 122

Kasım 2000 yılında yaşanan kriz ülke ekonomisi üzerinde olduğu kadar Türk Bankacılık Sektörü üzerinde de oldukça olumsuz etkiler yaratmıştır. 1999 yılının sonuna gelindiğinde ekonominin %6,1 küçüldüğü, enflasyonun %70’e ulaştığı, faizlerin %106 düzeylerine ulaştığı görülmektedir. İlerleyen dönemde söz konusu krizin etkileri giderilmeden siyasi kriz ile başlayıp tüm piyasaları alt üst eden Şubat 2001 krizinde bankacılık sistemi resmen büyük bir yıkım yaşamıştır.

Tüm bu gelişmeler sonucunda daralan bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bankaların sayısı (katılım bankaları dahil); 2000 yılında, 79 banka, 7.837 şube ve 172.730 personel ile faaliyet gösterilirken, yaşanan tasfiye, devir ve birleşmeler sonucunda, banka sayısı 2005 yılında 51’e, şube sayısı 6.568’e ve personel sayısı da 138.724’e gerilemiştir. Kasım 2000 ve Şubat 2001 bankacılık krizlerinin temel sebebi bankaların kırılgan bir yapısının olmasıdır.

14 Nisan 2001’de Dünya Bankası desteğini içeren Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı yürürlüğe konulmuştur. Bu programla finansal kesimin yeniden yapılandırılması, kamu açıklarının giderilerek kamu finansmanın düzenlenmesi ve Türkiye’nin uluslararası alanda rekabet gücünün arttırılması hedeflenmiş ve dalgalı kur uygulamasına geçilmiştir.

Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı kapsamında bankacılık sektörü ile ilgi son derece önemli kararlar alınmış, yeni kurumlar oluşturulmuş, yasalar çıkartılmıştır. Bu kapsamda yaşanan krizlerin ardından fon bankaların sorunlarını en kısa sürede çözümlemek, özel bankaları sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, sektörde denetim ve gözetim etkinliğini arttıracak yasal ve kurumsal bir çerçevenin geliştirilmesi, mali sektörü istikrarsızlığa götüren kamu bankalarını güçlendirmek, bu bankaların sistem üzerinde çok ağır olan maddi yükünü azaltmak ve krizde zarar gören bankaları ıslah etmek amacıyla Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programını hazırlamış ve 15 Mayıs 2001 tarihinde diğer kamu otoriteleri ve sektör temsilcileri ile yakın işbirliği içinde uygulamaya konulmuştur.

2001 krizden sonra Türkiye, finansal sistemlerini iyileştirmek için birçok radikal açılımda bulundu. Bu açılımların çoğunun Türk bankacılık sektörünün gelişimine önemli katkısı bulunmaktadır. Özellikle bu dönemden sonra Türk bankacılık sektörü birçok yabancı yatırımcının dikkatini çekmiştir. 2001 mali krizine ek olarak, 2008 yılında meydana gelen küresel mortgage krizi de Türkiye’yi olumsuz etkilemiştir. Sonraki dönemde bankaların risklerini yönetmek için yeni düzenlemeler geliştirilmiştir.

2008 yılında meydana gelen Global Kriz’ in ardından gelişmekte olan ülkelerde hızlı büyümenin etkisiyle cari açık ve enflasyonist baskılar artmış ve gelişmiş ülkelerde ise bütçe açıkları ve borç sorunu büyümüştür. Geçen 11 yıllık süreçte de küresel dengesizlikler azaltılmaya çalışılmış ve uzun dönemli istikrar tesis edilmeye yönelik politikalar geliştirilmeye çalışılmıştır.

2000-2010 Yılları Arasında Banka Sayıları

Kaynak: TBB 2019, 123

Günümüz Türk Bankacılık Sektörü ’nün Görünümü

Yüksek bir büyüme potansiyeline sahip olan Türk bankacılık sektörü gelişimini sürdürürken, ekonomik faaliyetleri de desteklemeye devam etmiştir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da birçok merkez bankası gibi fiyat istikrarı yanında finansal istikrarı da hedeflemeye başlamıştır. TCMB dünyada devam eden belirsizlik ortamında kredi büyümesi ve döviz kurlarındaki aşırı dalgalanmalara karşı bir koruma sağlamak ve finansal riskleri sınırlamak amacıyla geleneksel para politikası uygulamalarından farklı geleneksel olmayan para politikası araçlarını da uygulamaya koymuştur.

2019 yılına girerken “Küresel Bankacılık” sektörü zor bir yılı geride bıraktı. Bir yandan gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikaları uygulamalarına ilişkin belirsizlikleri, diğer yandan Brexit tartışmaları risk oluşturan temel faktörler arasındaydı. Trump gerçeğini elbette göz ardı edemeyiz. Ancak Türk Bankacılık Sektörü 2020 yılına girerken kritik 2018’den sonra hassas 2019’u temkinli adımlarla geride bırakıp, 2019 yılı içerisinde yaşanan uluslararası baskıya rağmen beklenen daha iyi bir performans gösterdi. Bu anlamda sektör finansal koşulların yeniden öngörülebilir seviyeye gelmesiyle birlikte yeniden büyüme trendine gireceğinin işaretlerini vermektedir.

BDDK Eylül 2019 yılında üç aylık periyotlarla yayınladığı Türk Bankacılık Sektörü Temel Göstergelerini yayımlamıştır. Raporu incelediğimizde Türk Bankacılık Sektöründe toplam 53 banka faaliyet göstermektedir. Bankaların 34 Mevduat, 13 Kalkınma ve Yatırım, 6 Katılım Bankası’ndan oluşmaktadır. Türkiye genelinde toplam şube sayısı 11.439 adet ve toplam personel sayısı 205.157 kişidir.

Türk Bankacılık Sektörünün aktif büyüklüğü Eylül 2019 döneminde bir önceki çeyreğe (Haziran 2019) göre %0,9 artarak 4.273 milyar TL olmuştur.

Eylül 2019 döneminde bilanço dışı kalemlerden bir önceki çeyreğe göre; Gayrinakdi Kredi ve Yükümlülükler %3,5, Türev finansal varlıklar ise %0,9 azalmıştır.

Türk Bankacılık Sektörünün aktif büyüklüğünün GSYH’ye oranı 2018 yılsonu itibarıyla 1,04 olarak gerçekleşmiştir.

2019 Eylül döneminde, bankacılık sektörünün toplam aktiflerine göre mevduat bankaları %87, kalkınma ve yatırım bankaları %7 ve katılım bankaları %6 paya sahiptir. Sahiplik grubu ayrımına göre; kamu bankaları %41, yerli özel bankalar %32 ve yabancı bankalar %27 paya sahiptir. Bilanço içerisindeki yabancı para varlıkların toplam varlıklara oranı %43, toplam yabancı para yükümlülüklerin toplam yükümlülüklere oranı %51 olarak gerçekleşmiştir. Yabancı para kredilerin toplam krediler içerisindeki payı %39, yabancı para mevduatın toplam mevduata oranı %52’dir.

Eylül 2019 dönemi itibarıyla gayrinakdi kredilerin büyüklüğü 778 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Gayrinakdi krediler içerisinde teminat mektupları %75 ile en büyük paya sahipken akreditif kredilerinin payı %11’dir.

Bankacılık sektörünün gelir tablosunda faiz geliri 320 milyar TL ve faiz gideri 206 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Eylül 2019 dönemi itibarıyla Türk Bankacılık Sektörünün net dönem kârı 36 milyar TL’dir. Eylül 2019 dönemi net kârı, 2018 yılının aynı dönemine göre yabancı, kamu ve yerli özel banka gruplarında düşüş göstermiştir.

Bankacılık sektörünün özkaynak kârlılığı geçen yılın aynı dönemine göre kamu, yerli özel ve yabancı banka gruplarında düşüş göstermiştir. Bankacılık sektörünün Eylül 2019 dönemi aktif kârlılığı geçen yılın aynı dönemine göre azalmıştır.

Eylül 2019 döneminde, 2.532 milyar TL olan toplam kredi tutarının 1.557 milyar TL’si Türk parası kredilerden, 975 milyar TL’si yabancı para kredilerden oluşmaktadır.

Kredilerin içerisinde ticari ve kurumsal kredilerin payı %55, KOBİ kredilerinin payı %24 ve tüketici kredilerinin (kredi kartları dâhil) payı %21’dir.

Eylül 2019 döneminde; ticari ve kurumsal krediler 1.387 milyar TL, KOBİ kredileri 607 milyar TL ve tüketici kredileri ve kredi kartları 538 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Toplam krediler içerisinde, inşaat sektörünün payı %8,67; elektrik, gaz ve su kaynakları üretim dağıtım sanayi sektörünün payı %7,48’dir. Eylül 2019 döneminde konut kredileri bir önceki çeyreğe göre artış göstererek 187 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Bireysel kredi kartlarının tutarı 115 milyar TL, ihtiyaç kredileri tutarı 230 milyar TL seviyesindedir.

Bireysel krediler içerisinde ihtiyaç kredilerinin payı %43, konut kredisinin payı %35 ve kredi kartlarının payı ise %21 olarak gerçekleşmiştir.

Tuğba Mezir Uygun

KAYNAKLAR

Açıkalın, S. ve Damar, Ö. (2019). “Türkiye Bankacılık Sektörüne Yapısal Bakış (2002-2017)”, 2. Uluslararası Bankacılık Kongresi, Hitit Üniversitesi, 19-20 Nisan 2019, Bildiriler Kitabı Derleyen Doç. Dr. İsmail Yıldırım, 294-300.

Arıcan, E. ve Yücememiş, B. (2016). “Ekonomik Gelişmeler ve Seçilmiş Göstergelerle Türkiye’de Bankacılık Sektörü”, İktisadî Araştırmalar Vakfı, 44-51.

BDDK (2019), Türk Bankacılık Sektörü Temel Göstergeleri, Veri ve Sistem Yönetimi Daire Başkanlığı, Eylül, İstanbul.

KPMG (2019), Sektörel Bakış- Bankacılık. https://home.kpmg/tr/tr/home/gorusler/2019/01/sektorel-bakis-2019-bankacilik.html

Ortabağ, E. (2018). “Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılığın Gelişimi ve Regülasyon”, TBB Yayın No: 326, İstanbul. https://www.tbb.org.tr/Content/Upload/Dokuman/7553/OSMANLI_IMPARATORLUGUNDA_BANKACILIK.pdf

Sümer, G. (2016). “Türk Bankacılık Sektörünün Tarihsel Gelişimi Ve Ab Bankacılık Sektörü İle Karşılaştırılması”, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 18/2, 485-508.

TBB (2019), 60. Yılında Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye’de Bankacılık Sistemi, Yayın No: 334, Ağustos, İstanbul.

https://www.dunya.com/finans/haberler/kpmg-bankacilik-sektoru-2020-icin-guclu-sinyal-veriyor-haberi-458775

https://www.ekodialog.com/Makaleler/cumhuriyet-doneminde-turk-bankacilik-sektoru.html

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz