Murat Dağı; Ege, Batı Karadeniz ve Güney Marmara’nın, suyu, hayatı ve yaşam kaynağıdır.

Murat Dağı dört önemli nehrin çıkış kaynağıdır. Banaz Çayı ile Büyük Menderesi, Murat Çayı ile Gediz’i besyerek Ege Denizine dökülüyor. Porsuk Çayı ile Sakarya nehrini besleyerek, Karadeniz’e dökülüyor. Kocasu ve bağlandığı Emet Çayı ile Nilüferi besleyerek, Marmara Denizine dökülüyor. İşte bu dört önemli akarsuyumuzun beslendiği Murat dağında Siyanürle Altın Maddeni işletmeciliği yapılmak isteniyor. Murat Dağı’nın 70-80 yıllık bir insan yaşından 12.5 kat büyüklükte yaşı vardır ve maden çalışması bu sebeple bir katliamdır.

2017’de burada bir altın aramasına karar veriliyor. O süreçte ihaleler sirketlere açılıyor ve satılıyor. Burada işleme başlatılıyor ve hızla çevre etki değerlendirme raporu almaları gerekiyor. 2017 yılında ÇET raporunu olumlu olarak alıyorlar. İşleme başlandığı zaman Uşak’ta, Eskişehir’de ve Kütahya’da çevre toplulukları ve yörenin çifçileri özel ve tüzel kişiler bu ÇET raporuna itiraz ediyorlar. İtirazlar üzerine başlanan şantiye gecici olarak durduruluyor. Daha sonra yeni ÇET raporu alınması kararı belirtiliyor. Bu sıralarda geçmişi 4-5 yılı bulan Uşak ilinde Murat Dağı Yok Olmasın platformu ilk olarak faaliyetlere başlıyor. Ardından 2.ÇET raporu dağa gelmesinden 10 gün önce 9 Ağustos 2019’da Uşak’ın Banaz ilçesinin yerleşik halkından oluşan Murat Dağıma Dokunma platformu oluşturuluyor.

Nacizane gayretlerinin halkı bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmak olduğunu belirten Uşak/ Banaz Murat Dağıma Dokunma platformu kurucu üyeleri, bu gidişat hakkında merak ettiğimiz tüm sorularımızı stratejik ajanda ekibiyle paylaştı.

  1. Bize sürecin başlangıcından bahseder misiniz?

19 ağustosta bir bilirkişi heyeti incelemesi vardı. Kurum ve kişilerin mahkeme süreçleri başladı. Onun neticesindede bilir kişi heyeti geldi. Ardından biz 2000 ne yakın kişi olarak orada toparlandık. Bu şekilde ilk platformun temelleri atıldı. Bu sürecin elbette bir kere oraya gitmekle bitmeyeceğini bildiğimiz için burada bulunan arkadaşlarla tekrar bir araya gelip durum değerlendirmesi yapıp bundan sonra ne yapılabilir sorusuna cevap aradık. Olanak ve olanaksızlıkları üzerine bir dizi konuşmalar yapıldıktan sonra bir yürütme kurulu oluşturuldu. O yürütme kurulu yerleşik bir hal aldı ve ismini de koydu. Yürütme kurulunun tamamını Banaz halkından kişiler oluşturmaktadır.

  • Burada tam olarak yapılmak istenen nedir?

Türkiye’nin başka bölgelerinde daha önce yapıldığı üzere maden teknik aramanın belki 20-25 yılı bulan bu dağlardaki araştırmaları var.  Çanakkale’de, Fatsa’da ve Ordu’da olduğu gibi yani bu bir bütüncül bir süreç ve 2017 yılında Murat Dağı’nda bir altın aramasına karar veriliyor. Bu karar kapsamında çevre ve halkın çok büyük zararlar göreceği aşikar ve biz bunu engellemek istiyoruz. Doğayı korumak, halkı bu konu da bilinçlendirmek istiyoruz. Bizden önce aşağı yukarı 4-5 senedir  Uşakta Murat Dağı Yok Olmasın adında başka bir platform var. Bu süreçleri ciddi bir şekilde taşıyan ve bugüne getiren bir platform. Ardından bizimde buralı olmamız ve bu konularda hassas olmamız aynı zamanda bu işi biraz daha yakından takip etmemiz sebebi ile burada ki ilişkileride kullanarak 2.ÇET raporu dağa gelmesinden 10 gün önce 9 Ağustos 2019 da arkadaşlarla bir süreç başlattık. Kolay bir iş değildi herkesin gönüllüce ve gayretiyle ortaya çıktı. Şöyle örnek vereyim “Anne baba çocuğu büyütür ama bazen olur ki çocuklarda anne babayı büyütür. Bizde öyle dağı kurtarmaya çalışırken, dağın güzelliklerinin farkına vardık. Dağ da bizi kurtardı.”

  • Bu olaylar dahilinde, platformun gerçekleştirdiği etkinlikler nelerdir bahseder miniz?

İlk olarak biz en çok bu olaydan köylü halkın etkileneceğini düşünerek kabaca bir plan yaptık ve köyleri dolaşma kararı aldık. İlçe de bazı kurum ve kuruluşlara uğrayarak bilgilendirdik ve destek aldık. Şuana kadar Murat Dağı’nın eteklerinde bulunan beş tane köyü dolaştık. Comburt, Bahadır, Yukarı Karacahisar, Çamsu, Baltalı köylerine uğradık. Ardından Banaz Belediyesi, Ziraat odası, Cumhuriyet Halk Partisi ilçe başkanlığı, Adalet ve Kalkınma partisi ilçe başkanlığı, avcılar atıcılar kurumu gibi kurumlardan destek sözü aldık fakat daha bir sürü kurum ve kişilere sesimizi duyurmak istiyoruz. Tabi şuan bir başlangıç, bizim yaptığımız toplumun bu konuda aydınlanmasını sağlamak. Böyle olaylar toplulukla olur bazen kervan yolda düzelir. O yüzden şuanda böyle bir süreçteyiz. Bir insan neye karşı durduğunu temellendiremez ise ona karşı durma süreci azalır. Bizim en büyük yaptığımız şey toplumu bu konuda aydınlatmak.

Ayrıca Halk sofrası dediğimiz ikramlarla başlayan ve daha sonrasında slayt ve sunumlarla devam eden etkinliklerimiz var. Halk sohbetleri dediğimiz meydana çıkıp halkı toparlayarak o şekilde bilgilendirmeler ve görsellerle destekleyerek sürdürdüğümüz çalışmalarımız var.  Henüz yeni bir topluluk olduğumuz  için daha sonra farklı yöntemlerde keşfedebiliriz diye düşünüyorum. Bizde yaparak görüyor ve öğreniyoruz.

  • Pekala, bu bilgilendirmeler ve çalışmalar dahilinde halkın tepkisi ne oldu?

Orada ki insanlar bir şekilde biliyor ve farkındalar  ve bu insanaları daha çok korkutuyor ayrıca başına gelebilecekler onları tedirgin hale sokuyor. Bizim gözlemlediğimiz, köylerde halk çok fazla kaygılılardı. Onlara destek olan birilerinin olması onlara güven ve umut verdi. Bu böyle devam ederse, uzun bir süreç tabi daha öncede söylediğimiz gibi ilgi, gidip gelmeler, görüşmeler, bilgilendirmeler devam ederse biraz daha sıkı bir duruş sergilenebilir diye düşünüyoruz.

  • Böylesi kararla yerel halkın rolü sizce ne derece de etkilidir  ya da etkili oluyor mu?

Elbette etkili oluyor. Birlikten kuvvet doğar.

  • Bir siyasi kimliğin rolü veya desteği var mı?

Siyasi kimliği işin içine almak istemiyoruz. Bizim amacımız Murat dağını korumak. Bu da tüm halkın derdi. Bunu ön plana çıkarmaya çalıştık. Çünkü insanlarda siyasi kimlik söz konusu olduğunda tepki gösterebiliyor.

Aslında elbette siyasetin karışması gereken asıl nokta burasıdır. Çünkü politika yönelimdir. Yani siz paraya doğru mu yönelmek istiyorsunuz yoksa yaşama doğru mu yönelmek istiyorsunuz? Bu politik bir tercihtir. 

  • Murat dağının, Kaz dağları kadar gündeme gelmeyişinin sebebi sizce nedir?

Kaz Dağlarının 20 seneye yakın bir geçmiş var. Şöyel ki bu bölgenin iki ayağı var.

Birincisi, Kaz dağları bir kere mitolojik bir dağdır. Gerçi Murat dağı da mitolojik bir dağdır fakat çok fazla bilinmez. Kaz dağlarının çok ciddi bir ekonomik katkısı var. Zeytincilik, Türkiye’nin en kaliteli zeytini oradan çıkar. Bir kere bu çok ciddi bir şey, bölge halkı için artı Türkiye’de ki çam fıstığının yetiştiği kozak yaylası diye bir yayla var. En çok yetiştiği yerdir ve neredeyse altın ile eş değer bir maddi getirisi mevcuttur. Bunun dışında hayvancılık var. O bölgede turizm var.

İkincisi ise, bu işlerde aydınlanmayı sağlayan daha çok büyük şehirler ve metropoller olur. Bu sebeple İstanbul’a yakın ve bu bilinirliği sağlayacak güçlerde orada. İşte bunları birleştirdiğimiz vakit ve ayrıca altın arama ile ilgili felaketin yaşandığı ilk yer olmasıdır. Dolayısıyla seside çok büyük oldu.

  • Bu süreç karşı tarafın lehine işler ve istenilen uygulanırsa halk bu durumdan nasıl etkilenir?

Murat dağının burada orta ve uzun vadede kazandırdıkları çok fazla, gerek bu toprakları sulaması, gerekse hayvanları sulaması açısından ekonomik bir gelir kaynağı aslında. Yani madenciler burayı kazıp gittiğinde burada susuz bir ortam, çorak kurak bir ortam bırakacaklar. O anlamda halk yoksullaşacak.

İşlem uygulanması için altın- gümüş madenlerinin, yerin 460 mt derinliklerinde olduğu söyleniyor. Ona inebilmek için 1000km kadar inmeleri gerkiyormuş ve dinamitler patlatılacakmış bu sürede. Yakın mesafede ki evlerin duvarları çatlayacak. Gediz depreminden sonra uzun süredir bir deprem yaşanmadı burada ve etrafta, o faylarda büyük bir güç brikimi var. Bu ortaya çıkabilir, depremleri tetikleyebilir. Köyler göç etmek zorunda kalabilir. Bu konu üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi il başkanıyla görüştük. Eşmeli olduğunu söyledi ve dedi ki  “Köyümüz Kışla dağına yakın bir yerde, bu maden aramalarından sonra etraftaki pek çok köy hem boşaltıldı bir kısmı bir kısmıda yaşayamadı ve toz zehir açısından sağlık sebepleri ile göç etmek zorunda kaldılar.” Bu tür göçlere sebep olabilir. İnsanlar tabi yerinden ayrılınca daha da mutsuz olacaklar. Başka göç ettikleri yerlerde de hem kendileri hem gittikleri yerler. Ciddi sorunlar yaşayabilir.

Toparlayacak olursa; bir kere ekonomik boyutu her şeyden önce, bu köylerin üretip büyük şehirlere gönderdikleri hayvancılık ve tahıl ürünlerinden kaynaklı bir kayıpları olacak. Artık ürettiklerini daha az satabilir hale gelecekler. Çünkü bunun alıcıları yani metropolde ki halk  daha bilinçliler hatta fazla evfamlılar ve öyle bir şey duyduklarında mümkün değil buradan alışveriş etmeyecekler. Bu ekonomik olarak bölgenin çökmesini sağlayacak

Sosyal olarak ise yoksullaşmış olacak çünkü ekonomisi çöken bir yerde insanlar durmak istemeyecek. Çok yaşlanmış olan insanlar ise ölümünü beklemek için kalacaklar.

Kültürel olarak ise Murat dağının, 800 yıllık dünyanın en eski çam ağacı orada ve bu bir kültürel varlıktır. Buna bağlı olarak oralarda oluşan halk türkülerinden tutun, insanların yöresel oyunlarına varan doğa ilişkisi tahrip olmuş olacak çünkü insanda doğanın bir parçasıdır. Buradan yola çıkarak kültürel hayatında biteceği, önce zayıflayıp sonra yok olacağını söyleyebiliriz.

Yani burayı besleyen ne varsa hepsinin giderek zayıflayıp yok olacağı, düşüncesindeyiz.  Bugün ki verim li hayat orada devam edemeyecek görünen o. Tabi birde bu altının siyanürle aranması meselesi var. En başta toprak bitkisizleştiriliyor. Orman yok ediliyor. Uzun yıllar boyunca da burada hiçbir canlı türü yaşayamıyor. Tüm su kaynakları tükenerek siyanürle karıştırıp oluşturulan havuzlarda altın ayrıştırılıyor. Ayrıca yeri 300-500 metre derinliğe kadar ve çok geniş bir alanda yani koca bir dağın neredeyse hepsini kapsayacak bir havuz oluşturulduğu için ve  burası fay hattı bakımından hareketli bir bölge olması sebebi ile oluşan çatlaklarla yer altı sularınına karışabilme riski var. Bunun yanı sıra havadan bile karışabilme ihtimali söz konusu, 24 derece ve üstünde ki sıcaklıkta buharlaşıp su döngüsü ile birlikte geri dönüyor. Buda hastalıkları tetikliyor. Kanser vb.

Son olarak Türkiye’nin akarsularının %40 suyunu sağlayan bir bölge olduğu için, buradan doğup Ege denizine dökülen Küçük Menderes, Gediz Nehri, Sakarya’ya inen Sakarya Nehri var, porsuk çayı var ve giderek bu civarın beslediği bütün sular vasıtasıyla diğer il ve ilçelere de benzer zararları olacak yani dolayısıyla etki alanı çok geniş. Aslında şuan da halk bunun çok farkında değil. Biz nacizane gayretimiz bu farkındalığı arttırmak.

  • Sizce bu süreç nasıl sonuçlanır?

Murat dağı, tabi daha çok içerde kalan bir yer. Murat dağını çok bilende yoktu. Bu mesele ile biraz gündeme geldi. Sonu nasıl olur dersek hem iyi yanı var hem kötü yanı var. Fakat birlik olursak, biz başaracağımıza inanıyoruz.

Röportaj -Eda YALÇIN

Stratejik Ajanda

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz