Görsel: BBC

Türkiye’de 2019 yılındaki kadın cinayetlerinin sayısı 2008 yılına göre %346 arttı.

Son 10 yılda kadın cinayetlerinde artış var. Sonuçlara bakıldığında kadınlar boşanmak istedikleri ve kendi hayatlarına dair karar vermek istedikleri için öldürülüyor.

Yıllara Göre Kadın Cinayetleri Sayısı

2008 -66 kadın   2009 -121 kadın   2010 -201 kadın   2011 -127 kadın   2012 -143 kadın   2013 -229 kadın  
2014 -288 kadın   2015 -293 kadın   2016 -284 kadın   2017 -348 kadın   2018 -396 kadın   2019 -295 kadın  

Kadına yönelik şiddet, istismar, ayrılıkçı söylemler ve işlenen kadın cinayetlerinde sayısal verilere bakıldığında ciddi artışların meydana geldiği görülmektedir.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2019 yılı Haziran Raporuna göre[1], Türkiye’de 2019 yılının Haziran ayında 40, yine 2019 yılının ilk 6 ayında ise toplamda 214 kadının öldürüldüğü bildiriliyor.

Rapor’a göre, Türkiye’de 2019 yılının ilk 6 ayında 100 kadın aile üyeleri tarafından öldürüldü. İlk 6 ay öldürülen 214 kadının 63’ünün de kim tarafından öldürüldüğü tespit edilememiştir. Yine haziran ayında öldürülen 40 kadının 14’ünün kim tarafından öldürüldüğü tespit edilemedi. 12’si evli oldukları erkek, 3’ü eskiden evli olduğu erkek, 2’si eskiden birlikte olduğu erkek, 2’si komşu, 1’i birlikte olduğu erkek, 1’i oğlu, 1’i eniştesi, 1’i ağabeyi, 1’i eski damadı, 1’i babası, 1’i de damadının ailesi tarafından öldürülmüştür.

Görsel: Kadincinayetleri.org

İllere göre Haziran ayının kadın cinayetleri verileri ise şöyle:

İstanbul 8 İzmir 2 Antalya 1 Adana 1 Balıkesir 1
Çorum 3 Malatya 2 Afyon 1 Burdur 1 Ordu 1
Mersin 3 Manisa 1 Tekirdağ 1 Diyarbakır 1 Sakarya 1
Konya 3 Karaman 1 Samsun 1 Muğla 1 Yalova 1
Ankara 2 Batman 1 Bursa 1 Gaziantep 1    

Kaynak: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu

Kadın cinayetlerinin sebeplerini nerede aramalıyız?

Kadının toplumsal rolüne yönelik kabul görülen bazı toplumsal normlar, kadının yaşam alanını oluşturuyor. Yaşam alanını kabullenmeyen, yaşam alanının dışına çıkmak isteyen kadınlar otorite ve şiddete maruz kalabiliyor. Bu otorite, yalnızca erkeklerden oluşan bir yapı olmamakla birlikte toplumdaki düşünce yapısından, siyasal iradeye, sivil toplum kuruluşlarından, aile kurumuna kadar her yerde mevcut. Gelenek ve kabul görülen ortak bir düşünce çevresinde şekillenen kadın hayatı, medyaya kadına yönelik şiddet, istismar ve cinayet olarak yansıyor.

Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Serpil Sancar, Erkeklere evliliğin şöyle bir şey olduğu vadediliyor: Sizi sevsin, itaat etsin, sözünüzden çıkmasın, size baksın, çocuklarınızı doğursun, evi çekip çevirsin. Bu hayal gerçekleşmiyor. Erkekler buna çok öfkeleniyor diyor.”  

Kadının yaşam hakkının yakın çevresi tarafından ihlali, devletin yasa ve yasakları ile suçluya verilen yeterli ceza ile mümkün olabilir. Bunun dışında yapılması gereken, kadın cinayetlerini önleme mekanizmalarının yeterli bilgi ve donanım ile gerekli önlemler için faaliyet sağlamalarıyla gerçekleşebilir. En temel hak olan yaşam hakkının ihlalinin önlenmesi için yapılacak müdahaleler, toplumdaki cinsiyet ayrımına yönelik eşitsizliğin göz önünde bulundurulması ile mümkün hale gelebilir. Çünkü cinsiyete yönelik yapılan ayrılıkçı söylemler, kadınların toplumdaki yerine bir tehdit oluşturmaktadır.

İhlallere olan yaklaşımın cinsiyeti göz önüne alarak kurgulanmaması[2] ele alınan konunun “toplumsal cinsiyet” kalıbının dışında kalarak incelenmesini beraberinde getirmektedir. Zanlıyı şiddete ve cinayete götüren süreçlere bakıldığında “Haketti öldürdüm”, “Namusumuzu temizledim”, “Dön dedim, dönmedi. Ben de öldürdüm” gibi söylemlere rastlıyoruz. Burada anlıyoruz ki erkeğin egemen olduğu toplum düşüncesinin problemlerine bakmak, bu problemlere yönelmek belki de (öyle umuyoruz) meselenin daha derinden idrakine yardımcı olabilir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken, cinsiyeti temel alarak, olayları daha özele inerek araştırmak olacaktır. Bu araştırmanın sonucunda daha özel ve daha küçük parçalara ayrılmış çözüm önerileri bulunabilir.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde hizmet veren Alo 183 Danışma Hattı ne işe yarıyor?

Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk, Engelli Danışma Hattı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği bünyesinde 11 Eylül 2012 tarihinde hizmete girdi.

Alo 183 hattı aracılığıyla kadın, çocuk, engelli, yaşlı, şehit yakınları ve gazilerle ilgili rehberlik ve danışmanlık hizmeti veriliyor. Aynı zamanda ihmal, istismar, şiddet vakaları, töre ve namus cinâyetleriyle  alâkalı ihbarlarda vakanın gerçekleştiği ilin âcil müdâhale ekip sorumlusuna ve/veya güvenlik güçlerine bildirilerek müdâhale edilmesi sağlanmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi Ne Diyor?

Kadına yönelik istismar ve cinayet haberleri devam ederken, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi) neleri kapsıyor, kadınlara ne gibi destekler sağlıyor? Sözleşme, kadına yönelik şiddeti korumayı hedeflerken toplum tarafından her türlü şiddet türünün önlenmesi konusuna yönelik maddeler öneriyor. Özellikle kadın ve erkeklerin rolüne ilişkin, çatışmaların önlenmesi adına şiddetin her türlüsünü kınadığını içeren başlıkları öne çıkarıyor.

Sözleşmenin tam metni için; http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/uploads/file/istanbul_sozlesmesi.pdf

Kübra MALKOÇ


[1] Ayrıntılı bilgi için bkz. http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/2878/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-haziran-2019-raporu

[2] Ayrıntılı bilgi için bkz. https://www.ceid.info.tr/dosyalar/HAK-TEMMELI%CC%87-I%CC%87ZLEME-VE-DEG%CC%86ERLENDI%CC%87RME-VE-TOPLUMSAL-CI%CC%87NSI%CC%87YET-ANAAKIMLAS%CC%A7TIRMASI.pdf

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz